Ana içeriğe atla

Kayıt 028 | Koyun Olmamak

Uzun bir hikaye anlatacağım. Bildiğim tek hikayedir.


Bir adamın çok sevdiği bir atı varmış. Bir gün atı hastalanmış. Adam, çok sevdiği atını alıp veterinere götürmüş.Veterinerde de türlü türlü hayvanlar varmış; aslan, kaplan, kedi, köpek, koyun, keçi…


Veteriner atı uzun uzun muayene ettikten sonra sahibine dönüp:


“Senin atın çok hasta. Ayakları artık tutmuyor. Ayağa kalkması çok zor,” demiş.


Adam bu sözleri duyunca kahrolmuş. Çok sevdiği atının başında ağlamış, üzülmüş.


Sonra veterinere dönüp:


“Ne olur bir kez daha bak. Eğer ayağa kalkamazsa onu daha fazla acı çektirmeyelim. Gerekirse vuralım,” demiş.


Bütün bu konuşmaları yakındaki bir koyun duymuş.


Koyun hemen atın yanına koşmuş:


“At kardeş,” demiş, “senin hakkında bir şeyler duyduk. Eğer ayağa kalkamazsan seni piu piu yapacaklar, vuracaklar.”


At bunu duyunca bütün gücüyle kendini zorlamış. Can havliyle doğrulmaya çalışmış ve sonunda ayağa kalkmayı başarmış. Adam, atının ayağa kalktığını görünce gözyaşlarına boğulmuş.


“Çok şükür!” demiş. “Atım kurtuldu!”


Sonra sevinçle veterinere dönüp:


“Bu mutluluğun şerefine bir kurban keselim. Şu koyunu da bana sat,” demiş.


Koyun satılmış. Ve o koyun kurban edilmiş. Afiyetle yenmiş.


At şok tabi.


Yani demem o ki, ahir zamanda iyilik ağırlıktır. Yapana da değil en çok da yapılan kişiye. 

Yorumlar

  1. Birilerinin ayağa kalkması için bazen birilerinin de başı gitmesi gerekir.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kayıt 003 | Cunda ve Ayvalık, Instagram İllüzyonu

Ayvalık ve özelinde Cunda, Instagram sayesinde bambaşka bir ticaret alanına dönüşmüş durumda. Rengârenk sokaklar, leziz yemekler, yerel tatlar… Ama görüldüğü gibi değil hiçbir şey. Karşımızda, gerçeğin üzerine kurulmuş bir Instagram illüzyonu var. İki günlüğüne gittiğim Ayvalık ve Cunda için söyleyeceklerimin özeti tam olarak bu. Gitmediğimiz sokak, oturmadığımız mekân neredeyse kalmadı. Ve bütün bu deneyimin sonunda, sosyal medyanın inşa ettiği algıyla gerçeklik arasındaki farkı net biçimde gördüm. İlk dikkatimi çeken şey, daha Ayvalık’a girişte yaşandı. Navigasyon, yolun kalitesini ölçmüyor; sadece algoritmasını çalıştırıp sizi en kısa mesafeye yönlendiriyor. Ben de önümde navigasyon, direksiyon sallaya sallaya Ayvalık’a geldim. Ancak bölgeye ara sokaklardan inmeye başlayınca, hatta inmeye çalışınca, işin rengi değişti. Üstelik pazar günüymüş; meyve-sebze pazarı kurulmuş. Ara sokaklar tam anlamıyla kilitlenmişti. İşin ilginç tarafı, benim gibi şehir dışından gelen herkes de aynı so...

Kayıt 020 | Bir Haftanın Ardından

     Dün görev icabı bir kafede otururken Dr. Rüstem Orhan’ın “Alışkanlık” üzerine kaleme aldığı makaleyi okudum. Birkaç alıntı yapayım makaleden:      • Alışkanlık: Ara sıra yapılan, zamanla rutin hâle gelen ve sonrasında vazgeçilmeyen şartlanmış bir davranıştır.     • Süreç: Gayeler eyleme dönüşür, eylemler alışkanlıkları oluşturur. •     Bırakma Usulü: Alışkanlıklar pat diye pencereden atılmaz; diller dökerek merdivenlerden yavaş yavaş indirmeniz gerekir.     • Oluşum Şartı: Bir davranışın alışkanlık olması için doyum sağlayan bir ihtiyacı gidermesi ve çok tekrar edilmesi şarttır. •     Enerji Tasarrufu: Beyin, vücut ağırlığının %2’siyken enerjinin %20’sini tüketir. Alışkanlıklar, karar verme sürecini azaltarak zihinsel enerji tasarrufu sağlar.     • Günlük Etki: Günlük hareketlerimizin yaklaşık %40’ı alışkanlıklardan meydana gelir.     • Formül: Net tetikleyici + eylem + ödül =...

Kayıt 019 | Yıllara Meydan Okumak

     Her şey eskir; boya dökülür, duvarlar çatlar, pencereler değişir. Fakat bazı yapılar eskimek yerine, zamanın kendisini üzerinde taşımaya devam eder.  Ama yıllara meydan okumak, hiç değişmemek değildir. Belki de asıl mesele, değişirken kendinden geriye bir şeyler bırakabilmektir.           Bu duvarlar her döküldüğünde biraz daha eskidi; ama üzerlerinde kalan her iz, onları biraz daha kendileri yaptı. Ne yazık ki yeniyi inşa etme hevesi, bu izleri birer birer sildi.  Oysa yeninin, eskiyi yarınlara güçlü bir şekilde taşıması gerekirdi. ‘Eski’den bütünüyle uzaklaşarak yeni bir silüet yaratması, yalnızca geçmişi değil, yapının ruhunu da eksiltti.      Bir yapıyı değerli kılan, zamana direnerek hiç değişmemesi değil; zamanın izlerini taşıyarak geçmişi bugünle, bugünü de yarınla buluşturabilmesiydi.      Ama başaramadık, yenildik.  *çektiğim bir resmin bir başka versiyonu.