Son zamanlarda taşınma meselesinin verdiği telaş içerisinde, birçok esnafla kimi zaman soru-cevap şeklinde, kimi zaman da cevapsız kalan sorular üzerinden iletişim kurduğum oldu. Emlakçılar, ev sahipleri, boyacılar, nakliyeciler… Bu yazı elbette bir genelleme değil. İşini ahlaki bir zeminde yapan emlakçılar, ev sahipleri, boyacılar ve nakliyeciler de var. Benim söylediklerim, yalnızca son dönemde muhatap olduğum bazı insanlarda ve bazı sektörlerde karşılaştığım örneklerden ibaret. Emlakçılardan başlamak gerekirse, bu mesleğe tamamen yabancı biri değilim. Fakat son zamanlarda muhatap olduklarım bana epey yabancı geldi. Bilgi almak için aradığımda kem küm ederek geçiştirenler, sırf evi göstermek için ısrar edenler, evin gerçeklerini ancak karşı karşıya geldiğimizde anlatanlar… Evin kusurlarını dile getirdiğimde ise bunu sanki şahıslarına yöneltilmiş bir eleştiri gibi algılayanlar. ...
Uzun bir hikaye anlatacağım. Bildiğim tek hikayedir. Bir adamın çok sevdiği bir atı varmış. Bir gün atı hastalanmış. Adam, çok sevdiği atını alıp veterinere götürmüş.Veterinerde de türlü türlü hayvanlar varmış; aslan, kaplan, kedi, köpek, koyun, keçi… Veteriner atı uzun uzun muayene ettikten sonra sahibine dönüp: “Senin atın çok hasta. Ayakları artık tutmuyor. Ayağa kalkması çok zor,” demiş. Adam bu sözleri duyunca kahrolmuş. Çok sevdiği atının başında ağlamış, üzülmüş. Sonra veterinere dönüp: “Ne olur bir kez daha bak. Eğer ayağa kalkamazsa onu daha fazla acı çektirmeyelim. Gerekirse vuralım,” demiş. Bütün bu konuşmaları yakındaki bir koyun duymuş. Koyun hemen atın yanına koşmuş: “At kardeş,” demiş, “senin hakkında bir şeyler duyduk. Eğer ayağa kalkamazsan seni piu piu yapacaklar, vuracaklar.” At bunu duyunca bütün gücüyle kendini zorlamış. Can havliyle doğrulmaya çalışmış ve sonunda ayağa kalkmayı başarmış. Adam, atının ayağa kalktığını görünce gözyaşlarına boğulmuş. “Çok şükür!” dem...