Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kayıt 029 | Ahlaki Zeminde İnsan İlişkileri

          Son zamanlarda taşınma meselesinin verdiği telaş içerisinde, birçok esnafla kimi zaman soru-cevap şeklinde, kimi zaman da cevapsız kalan sorular üzerinden iletişim kurduğum oldu. Emlakçılar, ev sahipleri, boyacılar, nakliyeciler…      Bu yazı elbette bir genelleme değil. İşini ahlaki bir zeminde yapan emlakçılar, ev sahipleri, boyacılar ve nakliyeciler de var. Benim söylediklerim, yalnızca son dönemde muhatap olduğum bazı insanlarda ve bazı sektörlerde karşılaştığım örneklerden ibaret.      Emlakçılardan başlamak gerekirse, bu mesleğe tamamen yabancı biri değilim. Fakat son zamanlarda muhatap olduklarım bana epey yabancı geldi.      Bilgi almak için aradığımda kem küm ederek geçiştirenler, sırf evi göstermek için ısrar edenler, evin gerçeklerini ancak karşı karşıya geldiğimizde anlatanlar… Evin kusurlarını dile getirdiğimde ise bunu sanki şahıslarına yöneltilmiş bir eleştiri gibi algılayanlar.  ...
En son yayınlar

Kayıt 028 | Koyun Olmamak

Uzun bir hikaye anlatacağım. Bildiğim tek hikayedir. Bir adamın çok sevdiği bir atı varmış. Bir gün atı hastalanmış. Adam, çok sevdiği atını alıp veterinere götürmüş.Veterinerde de türlü türlü hayvanlar varmış; aslan, kaplan, kedi, köpek, koyun, keçi… Veteriner atı uzun uzun muayene ettikten sonra sahibine dönüp: “Senin atın çok hasta. Ayakları artık tutmuyor. Ayağa kalkması çok zor,” demiş. Adam bu sözleri duyunca kahrolmuş. Çok sevdiği atının başında ağlamış, üzülmüş. Sonra veterinere dönüp: “Ne olur bir kez daha bak. Eğer ayağa kalkamazsa onu daha fazla acı çektirmeyelim. Gerekirse vuralım,” demiş. Bütün bu konuşmaları yakındaki bir koyun duymuş. Koyun hemen atın yanına koşmuş: “At kardeş,” demiş, “senin hakkında bir şeyler duyduk. Eğer ayağa kalkamazsan seni piu piu yapacaklar, vuracaklar.” At bunu duyunca bütün gücüyle kendini zorlamış. Can havliyle doğrulmaya çalışmış ve sonunda ayağa kalkmayı başarmış. Adam, atının ayağa kalktığını görünce gözyaşlarına boğulmuş. “Çok şükür!” dem...

Kayıt 026 | Hoş geldin Vertigo

       Sabah namazına kalkayım derken gelen baş dönmesi beni mahvetti. Sonrasında baş dönmeleri art arda yaşanınca hemen randevu aldım. 3-4 yıl önce de yaşamıştım ama geçmişti. “Nereden çıktı şimdi bu?” diye kendi kendime soruyorum.     Taşınma süreci, yeterlilik sınavı derken galiba fark etmeden stres yaptım.      Doktorun yaptığı manevralar midemi öyle altüst etti ki anlatamam. İlaç istedim fakat özellikle vermedi. Ama yapacak bir şey de yok. Yarın tekrar manevra günü.     Yine aynı şeyler olur mu, yoksa tamamen iyileşir mi bilemem. Ama şimdiden faydasını gördüm. İnşallah hepten kurtulurum.     Allah, düşmanıma vermesin..

Kayıt 025 | Birkaç kareler

 

Kayıt 024 | Yön

  "Pusula saatten önce icat edildi. Çünkü yön, oraya varmanın ne kadar süreceğinden daha önemlidir."    Hayatın ve koşturmacanın hızına kapıldığımızda bazen durup nereye gittiğimize bakmayı unutuyoruz. Oysa ne kadar hızlı yol aldığımız değil, hangi yöne doğru ilerlediğimiz asıl hikayeyi belirliyor. Doğru odak ve zamansız adımlar, bizi her zaman en kalıcı olana ulaştırır. #alıntı

Kayıt 023 | Kariyer

     Toplumun genelinde bir kariyer belirleme sorunu olduğunu düşünüyorum. Sadece kendimden pay biçmiyorum; etrafımdaki çoğunluğun da böyle olduğunu görüyorum.      İşlerindeki memnuniyetsizliklerini dile getirirken ve ekonomik beklentilerin karşılanmamasından bahsederken bir anda; işlerinin mahiyetini sorgulayan, kendilerinin bu işe uygun olmadığını ve aslında başka bir işte olsalar çok daha verimli ve huzurlu olacaklarını ifade eden insanlara dönüşüyorlar.      Böyle bir aydınlanma da ne yazık ki "geç kalmışlık" olarak görülüyor. Otuzundan sonra üniversiteyi tekrar okumak, bazı hedefler uğruna bir süre stabil yaşamaktan vazgeçmek imkânsız görünüyor.      Acı ama gerçek olan şudur ki yirmili yaşların başında verilen bir karara, mecburiyetten elli yıl uymak zorunda kalıyoruz.