Her şey eskir; boya dökülür, duvarlar çatlar, pencereler değişir. Fakat bazı yapılar eskimek yerine, zamanın kendisini üzerinde taşımaya devam eder. Ama yıllara meydan okumak, hiç değişmemek değildir. Belki de asıl mesele, değişirken kendinden geriye bir şeyler bırakabilmektir. Bu duvarlar her döküldüğünde biraz daha eskidi; ama üzerlerinde kalan her iz, onları biraz daha kendileri yaptı. Ne yazık ki yeniyi inşa etme hevesi, bu izleri birer birer sildi. Oysa yeninin, eskiyi yarınlara güçlü bir şekilde taşıması gerekirdi. ‘Eski’den bütünüyle uzaklaşarak yeni bir silüet yaratması, yalnızca geçmişi değil, yapının ruhunu da eksiltti. Bir yapıyı değerli kılan, zamana direnerek hiç değişmemesi değil; zamanın izlerini taşıyarak geçmişi bugünle, bugünü de yarınla buluşturabilmesiydi. Ama başaramadık, yenildik. *çektiğim bir resmin bir başka versiyonu.