Uzun bir hikaye anlatacağım. Bildiğim tek hikayedir.
Bir adamın çok sevdiği bir atı varmış. Bir gün atı hastalanmış. Adam, çok sevdiği atını alıp veterinere götürmüş.Veterinerde de türlü türlü hayvanlar varmış; aslan, kaplan, kedi, köpek, koyun, keçi…
Veteriner atı uzun uzun muayene ettikten sonra sahibine dönüp:
“Senin atın çok hasta. Ayakları artık tutmuyor. Ayağa kalkması çok zor,” demiş.
Adam bu sözleri duyunca kahrolmuş. Çok sevdiği atının başında ağlamış, üzülmüş.
Sonra veterinere dönüp:
“Ne olur bir kez daha bak. Eğer ayağa kalkamazsa onu daha fazla acı çektirmeyelim. Gerekirse vuralım,” demiş.
Bütün bu konuşmaları yakındaki bir koyun duymuş.
Koyun hemen atın yanına koşmuş:
“At kardeş,” demiş, “senin hakkında bir şeyler duyduk. Eğer ayağa kalkamazsan seni piu piu yapacaklar, vuracaklar.”
At bunu duyunca bütün gücüyle kendini zorlamış. Can havliyle doğrulmaya çalışmış ve sonunda ayağa kalkmayı başarmış. Adam, atının ayağa kalktığını görünce gözyaşlarına boğulmuş.
“Çok şükür!” demiş. “Atım kurtuldu!”
Sonra sevinçle veterinere dönüp:
“Bu mutluluğun şerefine bir kurban keselim. Şu koyunu da bana sat,” demiş.
Koyun satılmış. Ve o koyun kurban edilmiş. Afiyetle yenmiş.
At şok tabi.
Yani demem o ki, ahir zamanda iyilik ağırlıktır. Yapana da değil en çok da yapılan kişiye.
Birilerinin ayağa kalkması için bazen birilerinin de başı gitmesi gerekir.
YanıtlaSil