YENİ BLOG YAZISI | Ağustos 03, 2026 ALİ BEY | KAHVEMİ İÇERKEN

Kayıt 004 | Bir Adım Önde, Bir Adım Geride: Değişen Dünyada Eş Olmak

 

   Bir yakınım demişti yıllar önce; ben babamdan bir adım öndeyim. Oğlumdan ise bir adım gerideyim. Kuşaklar arası farkı net şekilde özetlemişti böylece.

    Bizler -en azından birçoğumuz- genellikle Anadolu kültürü ile yetişmiş, evde bir reis kavramına inanmış, kadın ve erkek rollerinin zihnimize kazınmış şekliyle büyüdük. Bu düşünce safi yanlış diyemem. Çünkü hakim olduğu dönemin doğal yansıması idi. Geçen çeyrek asır öncesi, kadının pozisyonları belli idi: Ev hanımı, annelik, eş. Bu üç figür etrafında hayatını şekillendirirdi. Erkeğin misyonu ise eve ekmek getiren ev reisi, baba ve eş olmak üzere üçe ayrılıyordu yine. Ama kadının yüklendiği sıfatlar daha kompakt idi. Çünkü erkek, eve ekmek getirdiğinde, manavdan meyve sebze aldığında ve hanımına "para bıraktığında" iş bitiyordu. Ama kadının ev hanımlığı, temizlikçiden tutun aşçılığa kadar uzardı. Ama bir şeyler değişti, devir değişti.

    Devrin değişimi, örf ve ananelerimize bir saldırı ya da yozlaşmaya yol açan bahaneler bütünü değildir. Tarihi süreçlerin yarattığı sosyolojik çizelgeye uygun şeylerdir.

    Gel gelelim, geçen çeyrek asırdan farklı olarak kadına yeni bir misyon eklendi; iş kadını. Artık kadın; hem ev hanımı hem anne hem eş ve aynı zamanda birer iş kadını.

    Bu dört misyonu yerine getirmekle sorumlu halde. Peki, hayatına yeni bir misyon giren kadın, ilk üç misyonu eskisi gibi yapabilir mi? Zamanını ya da enerjisini ayarlayıp belki de zaman ve enerji yaratarak diğer figürlere atfettiği önem azalmadan aynı zamanda iş kadını olabilir mi? Şahsi düşüncelerimi yansıtmak gerekirse; hayır. Kadın kısıtlı zaman ve enerji ile eskisi gibi yapamaz, eskisi gibi olamaz. Bu aşamada, sağlıklı ilişkilerde erkek, kendisinde olan bu üç misyonu genişleterek hayat arkadaşının yükünü hafifletmelidir. Bu bir lütuf değildir. Sağlıklı evliliklerde bu bir elzemdir. İlk paragrafa dayanarak erkekler artık babaları gibi olmayacak, çağın gereğine uyum sağlayacaklardır.

    Neydi misyonları; eş olmak. Eşini düşünen, ona sürpriz yapan, gönlünü hoş edecek şeylerde bulunan birisine dönüşmeli. Eşini mental olarak iyi tutmalı.

   Diğer misyonu baba idi. Baba figürü ile çocuklarının büyümesinde aktif rol almalı ve problemlerini çözecek birisine dönüşmeli. Eskisi gibi harçlığını verip gerisi ile eşinin ilgilenmesini beklememeli.

    Ve son misyonu ev reisi. Erkeğin çalışıp eve ekmek getirmesi artık yeterli olmuyor. Kadının yeni misyonuna karşılık vermesi gerekiyor ki sağlıklı ilişkiler olsun. Erkek, ev işlerine müdahil olmalı, yapabildiği, becerebildiği ne varsa temizlik veya yemek vs. onu yapabilmeli. Bulaşık makinesini doldurup boşaltmak bile büyük bir yardımdır. Aslında jargon olarak yardım etmek değil de görev dağılımı demek daha makul gibi görünüyor.

    İlk paragrafta dediğim gibi, ben babamdan bir adım öndeyim. Şayet değilsem, şayet aynı rolü benimsemiş ve aynı düşünüyorsam, burada bir sıkıntı vardır. Oysaki değişime ayak uydurmak, kadının yeni figürüne karşı erkeğin de kendi figürlerinde revizyona gitmesini gerektiriyor. Ama şu var ki biz erkeklerin artık kafa yapısı mıdır ya da geleneğe sarıldığımızdan mıdır bilemem ama hemen reaksiyon gösteremiyoruz bu değişime. Haliyle bir geçiş döneminden bahsetmek yersiz olmaz. Bu geçiş dönemi, bizlerden sonraki kuşaklarda kırılacak ve normal bir yaşam formuna evrilecektir.

    Yazımı buradan sonlandırırken, bahsettiğim şeyleri erkek ve kadının birbirine benzeşmesi üzerine değil, bütünleşmesi üzerine yazdığımı deklare ederim. Ve erkek ile kadın ne denli bütünleşirse, mutlu bireyler, mutlu çocuklar, mutlu aileler ve nihayetinde mutlu bir toplum ortaya çıkar. Belki de en önce buna ihtiyacımız var.

Yorumlar

Yorum Gönder

İzleyiciler