YENİ BLOG YAZISI | Ağustos 01, 2026 ALİ BEY | KAHVEMİ İÇERKEN

Kayıt 003 | Cunda ve Ayvalık, Instagram İllüzyonu

Ayvalık ve özelinde Cunda, Instagram sayesinde bambaşka bir ticaret alanına dönüşmüş durumda. Rengârenk sokaklar, leziz yemekler, yerel tatlar… Ama görüldüğü gibi değil hiçbir şey. Karşımızda, gerçeğin üzerine kurulmuş bir Instagram illüzyonu var.

İki günlüğüne gittiğim Ayvalık ve Cunda için söyleyeceklerimin özeti tam olarak bu. Gitmediğimiz sokak, oturmadığımız mekân neredeyse kalmadı. Ve bütün bu deneyimin sonunda, sosyal medyanın inşa ettiği algıyla gerçeklik arasındaki farkı net biçimde gördüm.

İlk dikkatimi çeken şey, daha Ayvalık’a girişte yaşandı. Navigasyon, yolun kalitesini ölçmüyor; sadece algoritmasını çalıştırıp sizi en kısa mesafeye yönlendiriyor. Ben de önümde navigasyon, direksiyon sallaya sallaya Ayvalık’a geldim. Ancak bölgeye ara sokaklardan inmeye başlayınca, hatta inmeye çalışınca, işin rengi değişti. Üstelik pazar günüymüş; meyve-sebze pazarı kurulmuş. Ara sokaklar tam anlamıyla kilitlenmişti. İşin ilginç tarafı, benim gibi şehir dışından gelen herkes de aynı sokaklardaydı. Çünkü herkes navigasyona güvenmişti.

Burada suçu navigasyona yüklemek doğru olmaz. Asıl soru şu: Bu kadar turist çeken bir yer nasıl olur da ulaşım ve altyapı açısından bu kadar yetersiz kalabilir? Elbette eski dokuyu koruma düşüncesi olabilir. Birkaç sokakta bunu yaşatmak çok kıymetlidir. Ama neredeyse bütün bölgenin aynı durumda olması; yürümeyi zorlaştırması, haritada birkaç dakika görünen mesafenin gerçekte çok daha uzun sürmesi, bence ciddi bir plansızlık örneği.

İkinci mesele ise yerel tatlara ve mekânlara yüklenen anlam. Yine fazlasıyla bir abartı söz konusu. “Mutlaka denenmeli” denilen birçok lezzetin ortalama olduğunu, bazı mekânların ise anlatıldığı kadar etkileyici olmadığını görmek hayal kırıklığı yarattı. Yerel tatlar konusunda ise hemen her şeyin içine damla sakızı eklenmesi dikkatimi çekti. Belki birçok kişi seviyor olabilir ama ben şahsen damla sakızını sevmiyorum. Bu kadar baskın kullanılacağına, alternatif lezzetlere de yer verilmesi daha isabetli olurdu.

Üçüncü mesele ise aslında ülkenin genel problemi olan fiyatlar. Bir şişe suyun büfede bile 20-30 TL olduğu, yeme içmenin ciddi maliyetlere ulaştığı bir bölge burası. Turistik olmanın getirdiği fiyat farkını anlayabilirim ama birçok işletmede bunun makul sınırların ötesine geçtiğini düşündüm.

Peki o zaman, “Madem bu kadar eleştirin var, neden gittin?” denilebilir. Cevabı basit: Bu fikirlerin hiçbiri gitmeden önce sahip olduğum önyargılar değildi. Tam tersine, hepsi bizzat yaşadığım deneyimin sonucunda oluştu.

Şunu özellikle ayırmak gerekiyor: Benim eleştirim Ayvalık’a ya da Cunda’ya değil; bu iki güzel yerin sosyal medyada pazarlanış biçimine. Çünkü şehir gerçekten güzel. Deniziyle, taş evleriyle, zeytin ağaçlarıyla ve en önemlisi güler yüzlü insanlarıyla kendine has bir karakteri var. Fakat Instagram’da karşınıza çıkan kusursuz kareler, saatlerce beklenen mekânları, kalabalığı, yüksek fiyatları, ulaşım sorunlarını ve ortalama kalan deneyimleri göstermiyor. Ekranda gördüğünüz ile yaşadığınız arasında ciddi bir mesafe var. Bence hayal kırıklığı yaratan da Ayvalık değil; Ayvalık’ın üzerine kurulmuş o kusursuz Instagram hikâyesi.

Yorumlar

  1. İnsanlar her şeyi çok abartıyor. Bu yüzden kötü yorumlara bakar olduk.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru. Kötü yorumlar, daha iyi daha objektif fikir veriyor artık.

      Sil
  2. Yinede güzel bir tatil gecirmissiniz o da güzel beklentilerinizin altında kalsa da internet, iletişimi tatları lezzetleri yaşam tarzlarını hepsini birbirine karıştırdı ve bu daha da ileri boyuta taşınıyor diyebiliriz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teraziye vurursa, iyi yönü tabi ağır basıyor. Bölgenin havası, atmosferi, yaşama hızı çok iyi. Özellikle İstanbul’a kıyasla. Özellikle sosyal medya işi bozuyor. Yoksa insanlar sadece sahici deneyimlerini paylaşsa, daha faydalı olur.

      Sil
  3. Çok uzun yıllardır her yaz Ayvalık'tayım. Yol ve trafik çilesi tatil günlerinde bitmez. Hele perşembe pazar varken çok fena. Bazı yerler kendini yıllar içinde çok tanıttı ki eski halini bildiğimiz yerleri şimdi biz bile tanımıyoruz:) daha lokal yerler ve tatlar hala var. Ama adı çok duyulan yerden uzak durmak gerekiyor. Bu sadece Ayvalık özelinde değil tabii ki. Geçen yaz tek yön yaptılar trafiği , sadece sarmısaklı yönüne gidiş. nasıl dönersen dön oldu. Neyse bu yaz vazgeçmişler. Ama yine de Ayvalık güzeldir. Umarım daha sakin bir dönemde gider ve tadını çıkartırsınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Perşembe günü bölgeye giriş yapan biz, ilk şoku zaten pazar ve pazarın getirdiği trafik ile yaşadık. Ayvalık, Cunda buralar cidden doğa harikası yerler. Başka bir ülkenin elinde olsa, hayal bile edemiyorum, nasıl olurdu. Şehrin temposu özellikle çok hoşuma gitti. Sakin, rahat… Ama işte bir de sosyal medya meselesi ve etkisi var. Geçen ay Ayvalık’a taşınan bir arkadaşım var. Ne kadar doğru karar vermiş, yerinde gördüm.

      Sil
  4. Merhaba Ali Bey,
    Siz daha yerel lezzet dediğiniz anda kendi kendime "sakızlı kurabiye hiç sevmem" dedim. Sonrasında da size de her şeyde sakız olmasının çok hitap etmediğini okudum. Gülümsedim kendi kendime.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer birgün yolunuz düşerse epey zorlanırsınız o vakit. İnsan biraz “yeter artık” diyebiliyor.

      Sil
    2. Ayvalık benim çok sevdiğim bir yerdir. Bulduğumuz her fırsatta da gideriz aslında. Yolumuzu değiştirip bir çay içmeye, mola vermeye gireriz. Yine de son senelerde çok uğramadım. Gittiğimizde sakızlı kurabiye yemiyorum, almıyorum. Bir kere yedim ve kurabiyemde sakız tadını sevmediğimi anladım. Bir daha işim olmaz :O).

      Sil
    3. Seven tam seviyor, sevmeyen de biz gibi yanından geçmiyor :)

      Sil

Yorum Gönder

İzleyiciler